THOUSANDS OF FREE BLOGGER TEMPLATES

25 Haziran 2010 Cuma

Aşk-ı memnu finali

Twilight'dan sonra ülkemizde büyük bir fenomen oluşturan Aşk-ı memnu dün gece final bölümünü yayınlarken bende olaya bir el atayım dedim ve valideyle tv başına oturdum. Bugüne bugün koca 2 sezon boyunca koca 2 bölüm izlemiş insanım. Diziyi ezmek için demiyorum ama öyle bir diziydi ki bu Aşk-ı memnu kaçıncı bölümde izlersen izle, kaç kere izlemiş olursan ol konuya rahatca vakıf olabilmek mümkün.

Dizi dramatik ironinin üst safhalarında yer alıyordu. Ensest ilişkiler, işte efenime söyleyeyim çeşitli ali cengiz oyunları (iyi hoş diziden sonra bu kalıpda değişir. bkz.: -Şşşt hüop bana bihter-behlül oyunları yapma lan)...

İlk olarak dizi icabı olsa da Adnan bey cidden tebrik edilesi karakterlerden. Yahu bir insan nasıl bu kadar optimist, iyi niyetli, pollyanna misali olabilir ve 2 sezon boyunca bu özellikleri istikrarla sürdürebilir ...

İkinci karakter ise öksürüklerinden benim bile boğazımın tahriş olduğu Beşir. Koca sezondur beklenen ölümü finale nasip oldu. Kendisi gelmiş geçmiş en sağlam zihinsel kaoslardan biri çünkü az önce Beşir'in eski dilde "müjde veren" anlamına tekabül ettiğini öğrenmiş bulunuyorum.

Favorim Matmazel'dir arkadaş. Düne kadar onun o evde ne işi olduğunu hakkında en ufak şey bilmesemde kendisi evin mürebbiyesiymiş (eşek kadar çocuklara ne mürebbiyeliği artık ulan). Matmazel epey kibar bir Fransız hanımefendisi olarak aldığım duyumlara göre ev içerisinde dönen dalavereler arasında güme gitmiş ve işten atılmış. Adnan Matmazel'in hakkıdır. Yemeyenin malını yirler, yirler ...

Feysbuk'u açtığımda "Bihter kaşar değil" diye isyanlara giren çoğunlukla 8-15 yaş arası erkek izleyici kitlesiyle karşılaştım. "Tabi canım ne demişler isteyenin bir yüzü kara vermeyenin iki yüzü kara" diye geçirdim içimden hızlıcanaktan. Behlül'ün bir yüzü kara Bihter'in içi dışı ak ...

Bunlar böyle çalkalanırlarken Elazığ'ın Karakoçan ilçesi Yoğunağaç köyü kırsalında güvenlik güçleri ile terör örgütü militanları arasında çatışma çıkıyor. Çatışmanın ortasında kalan 1 kişi ölüyor, 2 kişi ve 3 asker yaralanıyor.

Sabah televizyonu açtığımda ana haber bülteninde şehitlerden çok Bihter Ziyagil'in cenazesine yoğunlaşıldığını gördüm. Bu durum hakkındaki rahatsızlığımı kimseye saldırı amacı gütmeden feysbuka yazdığımda "bu ülkede ölen tek kişi onlar değil" cevabını aldım. Uzun süren çabalar sonucu birkaç çok muhterem arkadaşla birlikte tüm çabalarımızın düz duvarla sidik yarıştırmaktan farksız olduğunu idrak ettik. Eşek hoşaftan ne anlar ...

Neyse şincik ben çeşitli kaynaklardan Sonisphere'i takip etmeye çalışıcam, siyah kalın !!

22 Haziran 2010 Salı

Yurdum insanı

Bayılıyorum memleket kokan insana ...

Bugün 1. Levent'ten Kabataş'a yaptığım olası yolculuklarımdan birini yaptım. Tesadüfen yurtdışından biri üzerinde Sonisphere t-shirtlü öbür ikisi  hippie neferi 3 eleman bindiler otobüse. Yamalı şapkalı, kemik gözlüklü, uzun sarışın arkadaş yayvan bir Amerikan İngilizcesiyle muavin abimize sordu ;

-Hav maçç ? 

Muavin abimiz şaşkın bakışlarla turist gençlerimizi süzerken sarışın arkadaşımızı aydınlattı.

-Bir üç yüz.

Fakat ne yazıkki sarışın arkadaşımız Türkçe bilmediğinden ötürü anlayamayaraktan inatla bir daha sordu.

-A-ay kent andırsıtend man ... Hav maç ?

Bu inat kokan tavırlar karşısında muavin abimiz sinirlenerek bir daha yanıtladı.

-Bir-üç-yüz

Sonunda aklında yaratıcı bir fikir gelen muavin abimiz  gariban turist arkadaşımıza bir "bir üçyüz" örneği gösterdi.

-BİR ÜÇYÜZ !

Arkadaşlar her ne kadar İngilizce soru sorupda Türkçe bilmediklerini anlatamasalarda otobüse binebildiler. Umarım bir dahaki seferler için bir üçyüzü öğrenmişlerdir ...

21 Haziran 2010 Pazartesi

İrticalen ...


-Cicili bicili postallar, beli korsajlı ceketler, siyah yün atkılar bir sonraki kışa kadar elveda sizlere hüüü


- Şimdi bu tıvalaytdaki edvırtın oyunculuğunda bir halt yok
tip desen o da yok
eleman boyuna bakış atıyır. madem sert erkek bu kadar cazip kadir inanırda sert, o da 10 numara bakış atıyor ama nedense kimse "Isır beni kadir" demiyor ?

!:    çünkü kadir inanır parlamıyor. edvırda savarovski sponsor olmuş kadirin arkasında kimse yok ki


-800 faktörlü güneş kremi dünya üzerine mevcut mudur acaba ? 60 faktörlü yeteri kadar hakkını vermiyorda ...

-Artık 12'den sonra metrolar çalışmayacakmış. Tabi canım kadın kısmını geç insan kısmı dediğinin 12'de dışarıda ne işi var ? Hatta ben diyorumki 6'dan sonra metro ve otobüsler gece tarifesine geçsinler. Hem devlet kazansın hemde millet dizini kırıp otursun evinde. Kapıda oturup çekirdek çitleyinizzz ...

-Komşu komşunun wirelessına muhtaçtır. Hatta kapı zillerimizin üzerine şifrelerimizi yazalım ki komşumuzun parmakları özel hayatımız hakkında bildiklerini yazmaktan aşınmasın ...

-Marco Türkiye'ye gelsin sakallarını öreyim ... Elimden her iş gelir balık sırtı bile yaparım ...

-Type O Negative gelince bir arkadaşım ve Peter Steele sağolsun aklıma çok güzel bir deyimimiz geliyır. Herkesin tuttuğu kendine ... ! (Şaka maka pek severim Peter abimizi. Toprağı bol olsun ...)

-Valide bir elmalı kurabiye almış tadı pek yavan. Kendisi daha iyisini yapıyır halbüse ...

 -Sonisphere'de vuvuzella çalalım !

-"Kilo vermek istiyorsanız bitter çikölatanın bir karesini damağınıza yapıştırın" tezi çok doğru ama belirtilen neden yanlış. Daha sonra yemeye devam etmemenizin sebebi bütün yeme şevkinizin kaçması. Hart diye ısırmadıkdan sonra çikölatada bir b.ka benzemez ...

-Yazı sevmedim. Deniz, kum, güneş bünyeme dokanıyor ... Beni şöyle bıraksalar ben festivalden festivale konsam. Birde bankadan kredi falan alsınlar ...


Son olarak benim pin-up'ım yapılsın. İyi geceler, datlu kabuslar ...